Doç. Dr.

Erkan Erdoğdu

Enerji Ekonomisi ve Politikaları Uzmanı

Grup Başkanı, EPDK


Enerji ekonomisi alanındaki akademik araştırmalarımı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndaki (EPDK) düzenleyici deneyimimle birleştiriyorum. Araştırmalarım elektrik, doğal gaz ve petrol piyasalarının işleyişi ve düzenlenmesinden piyasa reformları, enerji fiyatlandırması, iklim politikaları ve enerji dönüşümüne uzanan geniş bir alanı kapsıyor.

Erkan Erdoğdu

Güncel Gelişmeler

Yeni yayınlar ve mesleki gelişmeler.

  1. Elektrik Piyasalarında Fiyat Sinyalleri Üzerine Yeni Yayın

    Son makalem, enflasyon ve toptan piyasa fiyatlarına dayanan şeffaf ve kural temelli bir elektrik tarifesi mekanizması geliştiriyor. Energy Economics'te yayımlanan makaleme buradan ulaşabilirsiniz:

  2. IEA/OECD 2026 Kanada Enerji Politikası İncelemesi'nde Davetli Uzman Değerlendirici

    Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA/OECD) 2026 Kanada Enerji Politikası İncelemesi'ne Türkiye'yi temsilen davetli uzman değerlendirici olarak katıldım. İnceleme çalışmaları 13–17 Temmuz 2026 tarihlerinde Kanada'nın başkenti Ottawa'da gerçekleştirildi.

  3. Yeni Yayın: Elektrik Piyasalarında Stratejik Davranış ve Piyasa Manipülasyonunun Tespiti

    Elektrik piyasalarında anormal fiyat oluşumlarını ve olası stratejik teklif davranışlarını ekonometrik yöntemlerle analiz eden son makalem Journal of Commodity Markets dergisinde yayımlandı. Okumak için:

Hakkımda

Akademik geçmiş, mevcut görev ve akademik göstergeler.

Enerji ekonomisi, enerji piyasası düzenlemeleri ve elektrik piyasası alanlarında yirmi yılı aşkın deneyime sahip bir düzenleyici kurum yöneticisi ve akademisyenim. 2005 yılında Chevening bursu kazanarak İngiltere Surrey Üniversitesi'nden Enerji Ekonomisi ve Politikası alanında yüksek lisans derecemi (M.Sc.) yüksek şerefle tamamladım. 2009 yılında Cambridge Üniversitesi'nden doktora çalışmalarımı destekleyen tam burs kazandım ve 2013 yılında Cambridge Üniversitesi Judge Business School'dan doktora (Ph.D.) derecemi aldım. 2016 yılında Üniversitelerarası Kurul tarafından Mikro İktisat alanında Doçent unvanına layık görüldüm. Şu anda EPDK'da Grup Başkanı olarak görev yapıyorum. 2026 yılında IEA/OECD Kanada Enerji Politikası İncelemesi'ne Türkiye'yi temsilen uzman değerlendirici olarak davet edildim ve Ottawa'da gerçekleştirilen inceleme çalışmalarına katıldım.

Ayrıntılı özgeçmiş

Akademik göstergeler

34
Yayın Sayısı
Kaynak: Bu sitedeki yayın listesi · Eylül 2026
1.179
Atıf Sayısı
Kaynak: Scopus · Eylül 2026
17
H-Endeks
Kaynak: Scopus · Eylül 2026
103
Akademik Hakemlik
Kaynak: Kişisel kayıt · Eylül 2026
47 / 1026
RePEc Türkiye Sıralaması
Kaynak: RePEc/IDEAS · Ağustos 2026

Akademik profiller

Google Akademik
lDO79hYAAAAJ
Scopus Author ID
15135738600
Web of Science ResearcherID
PPZ-7994-2026
RePEc Short-ID
per104
ScholarGPS ID
73968466147780

Uzmanlık Alanları

Araştırma ve danışmanlık yaptığım başlıca alanlar.

Enerji Piyasası Ekonomisi ve Politikası

Elektrik, doğalgaz ve petrol piyasalarında piyasa liberalleşmesi, fiyatlandırma mekanizmaları, arz-talep dinamikleri ve yatırım stratejileri konularında uzmanlık.

İlgili yayınlar

İklim Değişikliği, Karbon Fiyatlandırması ve Net Sıfır Hedefi

Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, emisyon ticaret sistemleri, karbon vergilendirmesi ve net-sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için karbonsuzlaştırma politikalarında uzmanlaşma.

İlgili yayınlar

Enerji Piyasalarında Düzenleme ve Politika Analizi

Enerji düzenlemeleri, sübvansiyonlar, vergilendirme ve sınır ötesi enerji ticareti konularında, piyasa verimliliği ve yatırım etkileri odaklı derinlemesine bilgi.

İlgili yayınlar

Yenilenebilir ve Sürdürülebilir Enerji Sistemleri

Güneş, rüzgar, hidrolik ve biyoyakıt politikaları üzerine araştırmalar yaparak, bu sistemlerin ekonomik uygulanabilirliği, yatırım riskleri ve sürdürülebilirlik potansiyelini değerlendirme.

İlgili yayınlar

Nükleer Enerji Politikası ve Ekonomisi

Nükleer enerjinin enerji güvenliğindeki rolü, yatırım zorlukları, güvenlik düzenlemeleri ve maliyet-fayda değerlendirmeleri üzerine analizler.

İlgili yayınlar

Veri Analitiği, Ekonomik Modelleme ve Politika Danışmanlığı

Hükümetlere, düzenleyicilere ve uluslararası kuruluşlara danışmanlık sağlamak amacıyla ekonometrik modelleme, politika simülasyonları ve istatistiksel araçlar konularında yetkinlik.

İlgili yayınlar

Özgeçmiş

Eğitim, kariyer, uzmanlık faaliyetleri, burslar ve ödüller.

Eğitim

  1. 2009 – 2013

    Doktora (Ph.D.) Derecesi

    Cambridge Üniversitesi, İngiltere

    Cambridge Judge Business School, Business Economics. Tez: Elektrik Piyasası Reformları Üzerine Makaleler (Essays on Electricity Market Reforms: A Cross-Country Applied Approach). Danışmanlar: Prof. Michael Pollitt & Prof. David Newbery, Resmi Transkript

  2. 2004 – 2005

    Yüksek Lisans Derecesi (Yüksek Şeref)

    Surrey Üniversitesi, İngiltere

    İktisat Bölümü, Enerji Ekonomisi ve Politikası Programı. Tez: Türkiye'de Enerji Piyasası Reformları: Ekonomik analiz (Energy Market Reforms in Turkey: An economic analysis). İngiliz sistemine göre genel not ortalaması: 72 [GPA: 4/4]

  3. 1997 – 2002

    Lisans Derecesi (Yüksek Şeref)

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara

    Uluslararası İlişkiler Bölümü, GPA: 3.85/4

  4. 1999 – 2002

    Yan Dal Diploması

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, GPA: 3.64/4

Kariyer

  1. 2021 – Halen

    Grup Başkanı

    T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Ankara

  2. 2007 – 2021

    Enerji Uzmanı

    T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Ankara

  3. 2003 – 2007

    Enerji Uzman Yrd.

    T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Ankara

Uzmanlık faaliyetleri, sunumlar ve raporlar

Uzmanlık faaliyetleri

  1. 2026
    Davetli Uzman Değerlendirici — IEA/OECD 2026 Kanada Enerji Politikası İncelemesi

    Invited Expert Reviewer — IEA/OECD 2026 Energy Policy Review of Canada

    Uluslararası Enerji Ajansı (IEA/OECD) ve Natural Resources Canada; Türkiye'yi temsilen. Ottawa, Kanada, 13–17 Temmuz 2026

Sunumlar ve bildiriler

  1. 2014
    “Türkiye’nin enerji ticaretindeki konumu enerji liderliğini nasıl ilerletiyor?”

    “How does Turkey’s position in energy trade advance energy leadership?”

    Uzman Yuvarlak Masa Toplantısı: Turkish Energy Leadership, Europe and the Future of the Global Energy Order. İstanbul Politika Merkezi (IPC), Sabancı Üniversitesi; Minerva Han, Karaköy, İstanbul, 19 Eylül 2014

  2. 2014
    Türkiye’nin enerji stratejisi ve AB’nin Güney Gaz Koridoru’ndaki rolü

    Turkey's energy strategy and its role in the EU's southern gas corridor

    Bildiri/çalışma metni. Istituto Affari Internazionali (IAI) Working Papers, No. 1401, 17 Şubat 2014. ISBN 978-88-98650-06-4

  3. 2011
    Elektrik piyasası serbestleşmesinin politik ekonomisi: ülkeler arası bir yaklaşım

    The political economy of electricity market liberalization: a cross-country approach

    30. USAEE/IAEE Kuzey Amerika Konferansı; Capital Hilton Oteli, Washington, DC, ABD, 9–12 Ekim 2011

  4. 2009
    Türkiye Elektrik Piyasasında Dengeleme ve Uzlaştırma Sistemi (Bölüm 2)

    Balancing and Settlement System in Turkish Electricity Market (Part II)

    Türkçe bildiri. Yönetim ve Ekonomi Bilimleri Konferansı, Sosyal Bilimler Araştırmaları Derneği; Dokuz Eylül Üniversitesi, Ürkmez/Payamlı, İzmir, 24 Eylül 2009

  5. 2008
    Türkiye Doğalgaz Sektörü: Beklentiler ve Gerçekleşenler

    Turkish Natural Gas Industry: Expectations and the progress so far

    Türkçe bildiri (Y. Baysan ve S. Sen ile). Yönetim ve Ekonomi Bilimleri Konferansı, Sosyal Bilimler Araştırmaları Derneği; Dokuz Eylül Üniversitesi, Ürkmez/Payamlı, İzmir, 12 Eylül 2008

Raporlar

  1. 2013
    Türkiye’de motorlu taşıt yakıtlarına uygulanan vergilerdeki artışın politik ekonomisi

    The political economy of the increase in Turkish taxes on motor vehicle fuels

    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) için hazırlanmıştır. Paris, Fransa

  2. 2013
    Türkiye’deki yeni nükleer santrallerin ekonomik etkileri

    The economic implications of new nuclear power plants in Turkey

    Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) için hazırlanmıştır. Viyana, Avusturya

  3. 2010
    Türkiye’de rüzgâr enerjisi piyasası

    Wind Power Market in Turkey

    Turkish International Renewable Energy Congress (TIREC 2010) katılımcılarına dağıtılmak üzere hazırlanan rapor. Green Power Conferences; Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi, Şişli/İstanbul, 28 Eylül – 1 Ekim 2010

Burslar ve ödüller

Cambridge Üniversitesi Bursu

Doktora programımı finanse etmek için Cambridge Üniversitesi bursunu kazandım

Toplam değeri: £80.741

Chevening Bursu

Yüksek lisans programını finanse etmek için İngiliz Hükümeti tarafından sağlandı

Toplam değeri: £16.782

E-Control Ödülü

Doktora tezimde elektrik ve doğal gaz piyasalarının liberalleştirilmesine katkı sağladığım için Avusturya enerji piyasası düzenleme kurumu, E-Control, tarafından verildi

Toplam değeri: €1.000

En İyi Bildiri Ödülü, 30. USAEE/IAEE Kuzey Amerika Konferansı

30. USAEE/IAEE Kuzey Amerika Konferansı'nda 160 başvuru arasından en iyi 4 bildiri ödülünden biri olarak verildi

Toplam değeri: $750

TÜBİTAK UBYT Programı Ödülleri

Uluslararası akademik dergilerde yayımlanan çalışmalar kapsamında toplam 28 TÜBİTAK UBYT Programı ödülü

Avrupa Birliği Çalışma Ziyareti Bursları (IND/STUD No. 33062 & 33972)

Romanya Enerji Düzenleme Kurumu (ANRE) işbirliğiyle, Avrupa Komisyonu'nun Teknik Yardım Bilgi Değişim Aracı (TAIEX) tarafından düzenlendi ve finanse edildi

Bükreş, Romanya, 03–07 Ağustos 2009 (Cernavodă Nükleer Santrali'ne araştırma ziyareti de yapıldı)

Avrupa Birliği Çalışma Ziyareti Bursu (IND/STUD No. 23661)

İspanya Ulusal Enerji Komisyonu (NEC) ile işbirliği içerisinde, Avrupa Komisyonu'nun Teknik Yardım Bilgi Değişim Aracı (TAIEX) tarafından düzenlendi ve finanse edildi

Madrid, İspanya, 19–21 Mart 2007

Hint Teknik ve Ekonomik Yardım Programı (ITEC) Bursu

Hindistan Hükümeti tarafından Hindistan'da uluslararası bir eğitim programını finanse etmek amacıyla sağlandı

Hyderabad, Hindistan, 6 Şubat–31 Mart 2006

Yazılım ve diller

Yazılımlar
  • Stata
  • EViews
  • IBM SPSS Statistics
  • MS Office
Diller
  • İngilizce (Akıcı · TOEFL iBT: 108, YDS: 97,5)
  • Türkçe (Ana Dil)

Yayınlar

Başlık, yazar, yıl, tür veya araştırma alanına göre aranabilir liste.

Seçilmiş Yayınlar (SSCI/SCI)

Elektrik piyasalarında fiyat sinyallerinin yeniden tesis edilmesi: maliyet-artı düzenlemeye kural temelli bir alternatif
Restoring price signals in electricity markets: A rule-based alternative to cost-plus regulation
Erdogdu, Erkan (2026). Energy Economics, 161(1), 1-17
Öne çıkan
Özet / Abstract

Gelişmekte olan ekonomilerde elektrik tarifelerinin belirlenmesi çoğu zaman maliyetlerin karşılanması, makroekonomik istikrar ve siyasi kabul edilebilirlik arasında bir yönetişim üçlemiyle karşı karşıya kalır. Bu makale, takdire dayalı ve denetim merkezli düzenlemeye alternatif olarak şeffaf, kural temelli bir tarife mekanizması geliştirmekte ve değerlendirmektedir. Yüksek enflasyonun ve yüksek kayıp oranlarının görüldüğü ortamlar için örnek olay olarak Türkiye ele alınmakta; mesken elektrik faturalarının kamuya açık olarak gözlemlenebilen maliyet unsurlarına, özellikle tüketici fiyat endeksine (TÜFE) ve toptan piyasa takas fiyatlarına (PTF), göre kıyaslanıp kıyaslanamayacağı Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) çerçevesiyle incelenmektedir. Ampirik sonuçlar, toptan piyasa fiyatları modele dahil edildiğinde döviz kurunun uzun dönem tarife denkleminde bağımsız olarak yer almadığını göstermektedir. Korelasyon ve VIF tanı testleri bunun USD/TRY, TÜFE ve PTF arasındaki belirgin eşdoğrusallıktan kaynaklandığına işaret etmektedir; bu da kurdan fiyatlara geçişin büyük ölçüde toptan piyasa fiyatlarına ve genel enflasyon dinamiklerine yansıdığı yorumuyla tutarlıdır. Kalıntı tanı testleri, özellikle 2020 sonrasında ardışık bağımlılık, değişen varyans ve normal dağılımdan sapma bulunduğuna işaret etmektedir. Bu örüntüler, tarife ayarlamalarının gecikmesi ve takdire dayalı fiyat yumuşatma uygulamalarıyla tutarlıdır. Tahmin edilen ilişkiden hareketle makale, düzenlenen tarifeleri gözlemlenebilir makroekonomik ve piyasa değişkenlerine bağlayan ve teknik olmayan kayıpları (kaçak kullanımı) olağan tarife gelirinden ayıran, örnek niteliğinde kural temelli bir referans türetmektedir. Önerilen çerçeve tarife kuralı tasarımı için tekrarlanabilir bir yaklaşım sunmakta; şeffaf endekslemenin oynak elektrik piyasalarında politika disiplinini nasıl güçlendirebileceğini, bilgi asimetrisini nasıl azaltabileceğini ve sübvansiyon tercihlerini nasıl daha açık hâle getirebileceğini göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Yüksek enflasyon ve yüksek kayıp oranlarının görüldüğü Türkiye gibi ekonomilerde elektrik tarifelerinin maliyetleri karşılama, makroekonomik istikrar ve siyasi kabul edilebilirlik arasında sıkışması; takdire dayalı tarife belirlemenin fiyat sinyallerini bozması.
Temel bulgusu nedir?
Toptan piyasa fiyatları hesaba katıldığında döviz kuru tarifeleri ayrıca açıklamamaktadır; kurun etkisi büyük ölçüde PTF'ye ve enflasyona yansımaktadır. 2020 sonrasındaki örüntüler gecikmeli tarife ayarlamalarına ve takdire dayalı fiyat yumuşatmaya işaret etmektedir.
Politika açısından neden önemli?
Tarifeleri TÜFE ve PTF gibi kamuya açık göstergelere bağlayan şeffaf bir kural, politika disiplinini artırır, bilgi asimetrisini azaltır ve kaçak kayıpları olağan tarifeden ayırarak sübvansiyon tercihlerini açık hâle getirir.
DOI BibTeX RIS
Elektrik piyasalarında stratejik teklif verme ve piyasa manipülasyonunun tespiti: Türkiye’den bulgularla ARMAX–GARCH anomali tespit çerçevesi
Detecting Strategic Bidding and Market Manipulation in Electricity Markets: An ARMAX–GARCH Anomaly-Detection Framework with Evidence from Turkiye
Erdogdu, Erkan (2026). Journal of Commodity Markets, 42(1), 1-22
Öne çıkan
Özet / Abstract

Bu çalışma, gün öncesi elektrik piyasalarında ve diğer enerji emtiası piyasalarında olası stratejik teklif verme ve manipülasyonu tespit etmek amacıyla bütünleşik bir ARMAX–GARCH anomali tespit çerçevesi geliştirmektedir. Temel belirleyicilerin ekonometrik modellemesini koşullu oynaklık dinamikleriyle birleştiren çerçeve, temel belirleyicilerden kaynaklanan olağan fiyat hareketlerini stratejik davranışa işaret eden anomalilerden ayırt etmektedir. Gelişmekte olan serbestleştirilmiş bir sistemin ayrıntılı örnek olayı olarak Türkiye gün öncesi elektrik piyasasını kullanan analiz, yöntemin açık artırmaya dayalı emtia borsalarındaki gizli düzensizlikleri nasıl ortaya çıkarabileceğini göstermektedir. Sonuçlar, temel belirleyicilerle açıklanamayan istatistiksel olarak anlamlı sapmalar olarak tanımlanan fiyat anomalilerinin sistematik biçimde düşük likiditeli saatlerde yoğunlaştığını ve salgın kaynaklı aksaklıklar ya da küresel enerji krizleri gibi dış stres dönemlerinde arttığını göstermektedir. Bu bulgular, emtia fiyatlarındaki oynaklığın tamamen rastlantısal olduğu görüşünü sorgulamakta ve gözlemlenen dinamikleri piyasa tasarımı ile katılımcı davranışının birlikte şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Model ayrıca yenilenebilir üretimin ve sistem kapasitesinin artmasının anormal sonuçların olasılığını azalttığını göstererek arz çeşitlendirmesinin istikrar sağlayıcı rolünü vurgulamaktadır. Çalışma, ulusal bağlamın ötesinde emtia piyasası oynaklığı, piyasa gücü ve düzenleyici gözetim literatürüne katkı sağlamakta; ekonometrik tanı araçlarının politika yapıcılar ve piyasa işletmecileri için nasıl erken uyarı aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Oynaklık modellemesini denetim ve yaptırım analitiğiyle ilişkilendiren önerilen yöntem, stratejik davranışların izlenmesi ve küresel enerji emtiası piyasalarında bütünlüğün güçlendirilmesi için tekrarlanabilir bir yol haritası sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Serbestleştirilmiş gün öncesi elektrik piyasalarında temel belirleyicilerden kaynaklanan olağan fiyat hareketlerinin, stratejik teklif verme veya manipülasyon kaynaklı anormal fiyatlardan nasıl ayırt edilebileceği.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye gün öncesi piyasasında fiyat anomalileri düşük likiditeli saatlerde yoğunlaşmakta, salgın ve küresel enerji krizleri gibi stres dönemlerinde artmaktadır; yenilenebilir üretimin ve sistem kapasitesinin artması anomali olasılığını azaltmaktadır.
Politika açısından neden önemli?
Yöntem, düzenleyiciler ve piyasa işletmecileri için piyasa gözetiminde bir erken uyarı aracı olarak kullanılabilir; düşük likiditeli saatlerin yakından izlenmesi ve arz çeşitlendirmesi piyasa bütünlüğünü güçlendirir.
DOI BibTeX RIS
Enerji piyasalarında ekonomi politikası reformu: piyasa etkinliği ile kurumsal gerçekliklerin dengelenmesi
Economic policy reform in energy markets: balancing market efficiency with institutional realities
Erdogdu, Erkan (2025). Journal of Economic Policy Reform, 28(4), 529-552
Öne çıkan
Özet / Abstract

Bu makale, gelişmekte olan ekonomilere odaklanarak enerji piyasalarındaki ekonomik politika reformlarını eleştirel bir bakışla incelemektedir. Standart reform modellerinin değerli yol gösterici ilkeler sunmakla birlikte kurumsal yapısı daha az gelişmiş ortamlarda çoğu zaman başarısız olduğunu ve karışık sonuçlara yol açtığını vurgulamaktadır. Türkiye'deki yirmi yıllık reform sürecini analiz eden çalışma, stratejilerin yerel koşullara uyarlanması, düzenleyici istikrarın, şeffaflığın ve tam bilginin sağlanması gerektiğinin altını çizmektedir. Makale ayrıca akaryakıt kaçakçılığına ilişkin, ampirik içgörüler sunan bir ekonometrik analiz içermektedir. Sonuç bölümü, kısmi reformların orantılı faydalar sağlamadığını belirterek reformların eksiksiz uygulanmasının önemini vurgulamaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Standart enerji piyasası reform modellerinin, kurumsal yapısı zayıf gelişmekte olan ekonomilerde neden çoğu zaman beklenen sonuçları vermediği.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye'nin yirmi yıllık deneyimi, reformların başarısının yerel koşullara uyuma, düzenleyici istikrara, şeffaflığa ve tam bilgiye bağlı olduğunu göstermektedir; kısmi reformlar orantılı fayda sağlamamaktadır.
Politika açısından neden önemli?
Reform tasarlayan ülkelerin hazır modelleri olduğu gibi uygulamak yerine onları kendi kurumsal gerçekliklerine uyarlaması ve reformları yarım bırakmadan eksiksiz hayata geçirmesi gerekir.
DOI BibTeX RIS
Rekabetçi elektrik piyasalarında nükleer enerjinin rolü: Türkiye’ye uygulanan politika çözümleri
The role of nuclear energy in competitive power markets: Policy solutions applied to Turkiye
Erdogdu, Erkan (2025). Journal of Policy Modeling, 47(6), 1322-1343
Öne çıkan
Özet / Abstract

Düşük karbonlu enerji kaynaklarına geçiş, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde rekabetçi elektrik piyasaları için kritik güçlükler doğurmaktadır. Bu çalışma, piyasa etkinsizliklerini ve politika boşluklarını da ele alarak net sıfır hedeflerine ulaşılmasında nükleer enerjinin rolünü incelemektedir. Türkiye'yi örnek olay olarak kullanan çalışmanın bulguları, nükleer enerjinin düşük karbonlu olmasının sağladığı faydalara karşın rekabet gücünü sınırlayan finansal ve düzenleyici engellerle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Ampirik olarak doğrulanmış bir politika modeli aracılığıyla, nükleer yatırımları artırmak için Fark Sözleşmeleri (CfD) ve kapasite ödeme mekanizmaları gibi piyasayla uyumlu araçlar önerilmektedir. Bu içgörüler, nükleer enerjinin yaygınlaştırılmasını piyasa etkinliğiyle bağdaştıran uygulanabilir politika çözümleri sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Düşük karbonlu olmasına rağmen nükleer enerjinin rekabetçi elektrik piyasalarında, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, finansal ve düzenleyici engeller nedeniyle neden yatırım çekmekte zorlandığı.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye örneği, nükleer enerjinin net sıfır hedeflerine katkı sağlayabileceğini ancak finansal ve düzenleyici engellerin rekabet gücünü sınırladığını göstermektedir; Fark Sözleşmeleri ve kapasite ödeme mekanizmaları gibi piyasayla uyumlu araçlar bu engellerin aşılmasına yardımcı olabilir.
Politika açısından neden önemli?
Nükleer yatırımlara verilecek desteğin rekabetçi piyasa yapısının dışında değil, onunla uyumlu biçimde tasarlanabileceğini göstererek karbonsuzlaşma ile piyasa etkinliği hedeflerini bağdaştırır.
DOI BibTeX RIS
Net sıfır için enerji piyasalarının yeniden yapılandırılması: piyasa temelli çözümlerin rolü
Restructuring energy markets for net-zero: the role of market-based solutions
Erdogdu, Erkan (2025). Economic Change and Restructuring, 58(2), 1-40
Öne çıkan
Özet / Abstract

İklim değişikliği, geçiş sürecindeki yükselen ekonomiler için özgün güçlükler doğuran köklü bir ekonomik yeniden yapılanmayı gerektirmektedir. Bu çalışma, net sıfır sera gazı emisyonlarına ulaşılırken sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilmesinde karbon fiyatlandırmasının ve emisyon ticaret sistemlerinin (ETS) kritik rolünü incelemektedir. AB–Türkiye ilişkisine odaklanan makale, geçiş ekonomilerinin ekonomik hakkaniyet, çevresel sürdürülebilirlik ve küresel iş birliği arasındaki etkileşimi gözeterek karbon piyasalarını büyüme stratejileriyle nasıl uyumlu hâle getirebileceğini araştırmaktadır. Araştırma iklim değişikliğini bir piyasa tasarımı sorunu olarak yeniden tanımlamakta ve negatif dışsallıkların karbon fiyatlandırması yoluyla ekonomik sistemlere içselleştirilmesinin düşük karbonlu ekonomilere geçişi hızlandırabileceğini savunmaktadır. Temel bulgulardan biri, emisyon azaltımını ekonomik dayanıklılıkla dengelemede, özellikle ETS aracılığıyla, enerji sektörünün belirleyici rolünü ortaya koymaktadır. Çalışma, gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluğunu ve yükselen ekonomilerin kalkınma ihtiyaçlarını gözeten, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hakkaniyete dayalı yük paylaşımı mekanizmaları önererek mevcut literatürü ileriye taşımaktadır. Bu çalışma, ölçeklenebilir ve piyasa temelli çözümleri öne çıkararak iklim politikasını daha geniş kalkınma hedefleriyle uyumlu hâle getirecek bir çerçeve sunmaktadır. AB–Türkiye ortaklığını örnek olay olarak ele alan bulgular, ekonomik yeniden yapılanmanın iklim değişikliğiyle mücadeleyle bütünleştirilmesine yönelik uygulanabilir içgörüler sunmakta ve sürdürülebilir geçiş için küresel bir modele katkı sağlamaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Türkiye gibi geçiş sürecindeki ekonomilerin net sıfır hedefine ilerlerken karbon piyasalarını büyüme stratejileriyle nasıl uyumlu hâle getirebileceği.
Temel bulgusu nedir?
Karbon fiyatlandırması ve özellikle enerji sektöründe uygulanan emisyon ticaret sistemleri, emisyon azaltımını ekonomik dayanıklılıkla dengelemede kilit rol oynamaktadır; iklim değişikliği bir piyasa tasarımı sorunu olarak ele alınabilir.
Politika açısından neden önemli?
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hakkaniyete dayalı yük paylaşımı önererek AB–Türkiye gibi ortaklıklarda iklim politikasını kalkınma hedefleriyle bağdaştırmak için uygulanabilir bir çerçeve sunar.
DOI BibTeX RIS
Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması: AB dışı ülkeler için fırsatlar ve zorluklar
The Carbon Border Adjustment Mechanism: Opportunities and Challenges for Non-EU Countries
Erdogdu, Erkan (2025). WIREs Energy and Environment, 14(1), 1-11
Özet / Abstract

Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM), karbon kaçağını azaltarak ve uluslararası ticareti çevresel hedeflerle uyumlu hâle getirerek küresel iklim değişikliğiyle mücadelede çığır açan bir politikadır. Türünün ilk örneği olan SKDM, ithal ürünlere karbon fiyatı uygulayarak AB dışındaki üreticileri sıkı çevre standartlarını karşılamaya teşvik etmektedir. Bu mekanizma yalnızca AB'nin iddialı Yeşil Mutabakat hedeflerini desteklemekle kalmayıp yeniliği de teşvik ederek düşük karbonlu teknolojilere küresel geçişi hızlandırmaktadır. Bu makale, SKDM'nin tasarımını, aşamalı uygulamasını ve olası etkilerini analiz etmektedir. SKDM teknolojik ilerlemeyi hızlandırıp iklim yönetişimini güçlendirirken gelişmekte olan ülkeler için uyum yükü ve olası jeopolitik gerilimler gibi güçlükler de doğurmaktadır. SKDM ayrıca karbon yoğun sektörlerdeki ihracatçıları yeşil teknolojileri benimsemeye yönlendirerek rekabet gücünü ve dayanıklılığı artıran sürdürülebilir bir ekonomik dönüşümü teşvik etmektedir. Ancak mali ve teknik destek sağlanmadığı takdirde uyum maliyetleri küresel eşitsizlikleri derinleştirme riski taşımaktadır. Bu çalışma, ekonomik, çevresel ve teknolojik boyutları birbirine bağlayarak SKDM'nin hem bir çevre politikası hem de hakkaniyetli sürdürülebilirlik için bir katalizör olarak ikili rolünün altını çizmektedir. Bulgular, ticaret politikalarının küresel sorunları nasıl ele alabileceğini, yeniliği nasıl teşvik edebileceğini ve uluslararası iklim yönetişimini nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koymakta; sürdürülebilir kalkınmanın karmaşıklıklarıyla uğraşan politika yapıcılara içgörüler sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) AB dışındaki ülkeler, özellikle gelişmekte olan ihracatçı ekonomiler için ne tür fırsatlar ve güçlükler doğurduğu.
Temel bulgusu nedir?
SKDM karbon kaçağını azaltıp düşük karbonlu teknolojilere geçişi hızlandırabilir; ancak mali ve teknik destek olmadan gelişmekte olan ülkeler için uyum maliyetleri küresel eşitsizlikleri derinleştirme riski taşır.
Politika açısından neden önemli?
AB'ye ihracat yapan ülkelerin karbon yoğun sektörlerini yeşil dönüşüme hazırlamasının ve uluslararası mali ve teknik destek mekanizmalarının önemini ortaya koyar.
DOI BibTeX RIS
Avrupa gün öncesi elektrik piyasalarında asimetrik oynaklık: karşılaştırmalı bir mikroekonomik analiz
Asymmetric volatility in European day-ahead power markets: A comparative microeconomic analysis
Erdogdu, Erkan (2016). Energy Economics, 56(4), 398-409
Öne çıkan
Özet / Abstract

Bu makale, Avrupa gün öncesi elektrik piyasalarındaki asimetrik oynaklığı Üstel GARCH (E-GARCH) ve TARCH modelleriyle analiz etmek için Avrupa'daki on dört toptan elektrik piyasasına ait yüksek frekanslı spot fiyat verilerini kullanmaktadır. 1992–2015 dönemini kapsayan veri seti yaklaşık 926.000 gözlemden oluşmaktadır. Bu yönüyle makale, bildiğimiz kadarıyla Avrupa elektrik piyasaları üzerine bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı ve en kapsayıcı çalışmadır. Fiyatı sürekli bir değişken olarak ele alıp izlediği yolu modellemeye çalışan literatürün büyük bölümünden farklı olarak bu makale, günün her saatini ayrı bir piyasa olarak ele alan özgün bir yaklaşım benimsemektedir. Sonuçlar, 2008 sonrası dönemde en pahalı elektriğin Türkiye, İrlanda ve Birleşik Krallık'ta, en ucuz elektriğin ise Rusya, İskandinav ülkeleri ve Çek Cumhuriyeti'nde tüketildiğini göstermektedir. En az oynak piyasalar Rusya, Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nde, en oynak piyasalar ise Fransa, İrlanda ve Portekiz'dedir. 2008 sonrası dönemde oynaklık pek çok Avrupa ülkesinde azalmıştır. Ayrıca büyüklük etkisinin genellikle kaldıraç etkisinden daha büyük olduğu, yani Avrupa gün öncesi elektrik piyasalarında oynaklığı açıklamada fiyat değişiminin mutlak büyüklüğünün, değişimin yönünden (artış mı azalış mı olduğundan) görece daha önemli olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra sonuçlar, elektrik fiyatlarında tek tip bir ters kaldıraç etkisi bulunmadığını göstermektedir: bazı Avrupa piyasalarında (ör. Polonya, Slovenya, İrlanda, Hollanda) fiyat artışları benzer büyüklükteki fiyat düşüşlerine göre daha fazla istikrarsızlık yaratırken bazı ülkelerde (ör. Portekiz ve Fransa) bunun tersi geçerlidir. 2008 sonrası dönemde kaldıraç (veya ters kaldıraç) etkisi Portekiz, Fransa ve İrlanda'da görece güçlü, Türkiye ve Almanya'da ise oldukça sınırlıdır. Mevsimselliğin fiyatlar üzerindeki etkisi açık olmakla birlikte belirli bir örüntü saptanamamaktadır. Son olarak, oynaklıktaki büyük değişimler İskandinav ülkeleri, İrlanda ve Birleşik Krallık'ta gelecekteki oynaklığı görece daha uzun süre etkilerken Çek Cumhuriyeti, Rusya ve Türkiye'de mevcut oynaklıktaki değişimlerin gelecekteki oynaklık üzerindeki etkisi daha zayıftır.

Hangi sorunu inceliyor?
Avrupa gün öncesi elektrik piyasalarında fiyat oynaklığının ülkeler ve dönemler arasında nasıl farklılaştığı ve fiyat artışları ile düşüşlerinin oynaklığı asimetrik biçimde etkileyip etkilemediği.
Temel bulgusu nedir?
2008 sonrasında pek çok Avrupa piyasasında oynaklık azalmıştır; oynaklığı açıklamada fiyat değişiminin büyüklüğü yönünden daha önemlidir ve asimetrinin yönü ülkeden ülkeye değişmektedir. 2008 sonrasında en pahalı elektrik Türkiye, İrlanda ve Birleşik Krallık'tadır.
Politika açısından neden önemli?
Piyasa tasarımı, risk yönetimi ve piyasa gözetiminde tek tip varsayımlar yerine her piyasanın kendine özgü oynaklık yapısının dikkate alınması gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Elektrik piyasası serbestleşmesinin politik ekonomisi: ülkeler arası bir yaklaşım
The political economy of electricity market liberalization: a cross-country approach
Erdogdu, Erkan (2014). The Energy Journal, 35(3), 91-128
Öne çıkan
Özet / Abstract

1980'lerden bu yana dünyadaki ülkelerin yarısından fazlası elektrik sektörlerinde bir reform sürecine girmiştir. Politik iktisat bakış açısını benimseyen bu makale, politik-ekonomik değişkenlerin elektrik piyasalarındaki serbestleşme süreci üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1975–2010 dönemini kapsayan, 55 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeye ait panel veriler kullanılarak ampirik modeller geliştirilmiştir. Araştırma bulguları, siyasi değişkenlerin reformların ilerleyişi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu açıkça göstermektedir. Kamu tercihi teorisi ve düzenlemenin ekonomik teorisiyle tutarlı biçimde, sonuçlarımız reform yapan ülkelerin son otuz yıldaki reform deneyimleri arasındaki farkların bir kısmının çıkar gruplarının göreli gücündeki farklılıklarla açıklanabileceğini göstermektedir. Sanayi sektörünün elektrik piyasası serbestleşme sürecinin hızı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve sektör büyüdükçe bu etkinin de arttığını bulduk. Sonuçlarımız ayrıca dış finansal destek alan ülkelerin elektrik piyasalarını serbestleştirme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir; bu da reformların her zaman gönüllü olmayabileceğine işaret etmektedir. Buna ek olarak bulgularımız, hükümetin ideolojisinin elektrik piyasası reform sürecindeki ilerlemenin belirleyicilerinden biri olduğunu göstermektedir. Son olarak makale, siyasetçilerin eğitiminin ve mesleğinin elektrik piyasası reformları açısından önemli olup olmadığını da sorgulamaktadır. Genel olarak sonuçlar, bunların önemli olduğunu göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Çıkar grupları, dış finansman, hükümet ideolojisi ve siyasetçilerin geçmişi gibi politik-ekonomik etkenlerin, ülkelerin elektrik piyasalarını ne ölçüde ve ne hızla serbestleştirdiğini nasıl etkilediği.
Temel bulgusu nedir?
55 ülkenin 1975–2010 verileri, sanayi sektörünün gücünün, dış finansal desteğin, hükümet ideolojisinin ve siyasetçilerin eğitim ve mesleğinin reformların ilerleyişini anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Reformların yalnızca teknik bir tasarım meselesi olmadığını; siyasi uygulanabilirliğin ve paydaş çıkarlarının reform stratejisinde baştan hesaba katılması gerektiğini ve reformların her zaman gönüllü olmayabileceğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de motor yakıt fiyatları
Motor fuel prices in Turkey
Erdogdu, Erkan (2014). Energy Policy, 69(6), 143-153
Özet / Abstract

Dünyanın en pahalı motorlu taşıt yakıtı (benzin, motorin ve LPG) büyük olasılıkla Türkiye Cumhuriyeti'nde satılmaktadır. Bu makale, Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına ilişkin temel konuları incelemektedir. Makale öncelikle yüksek fiyatların ana nedeni olan Türkiye'deki akaryakıt vergilerini analiz etmektedir. Ardından ekonometrik bir analizle Türkiye'de akaryakıt talebinin esnekliğini tahmin etmektedir. Bulgular, Türkiye'de akaryakıt talebinin oldukça inelastik olduğunu, dolayısıyla vergi öncesi fiyatlardaki ya da vergilerdeki artışlardan kaynaklanan fiyat artışlarına duyarlı olmadığını göstermektedir. Bu nedenle Türkiye'deki akaryakıt piyasası hem şirketlerin (aşırı kârlar yoluyla) hem de devletin (aşırı vergiler yoluyla) fırsatçı davranışlarına açıktır. Makale ayrıca yüksek akaryakıt fiyatlarının yolcu taşımacılığının yapısı, motorlaşma oranı, yakıt kullanımı, toplam kat edilen kilometre ve karayolu taşımacılığından kaynaklanan CO2 emisyonları dahil karayolu taşımacılığıyla ilişkili faaliyetler üzerindeki etkisine odaklanmaktadır. Akaryakıt fiyatlarının Türkiye'de gelir dağılımı üzerindeki etkisi ve Türk kamuoyunun yüksek akaryakıt fiyatlarına ilişkin görüşleri de çalışma kapsamında incelenen konular arasındadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Dünyanın en pahalı akaryakıtlarından birinin satıldığı Türkiye'de yüksek fiyatların nedenleri ve bu fiyatların talep, ulaşım, emisyonlar ve gelir dağılımı üzerindeki etkileri.
Temel bulgusu nedir?
Yüksek fiyatların ana nedeni vergilerdir; akaryakıt talebi fiyata oldukça duyarsız olduğundan piyasa hem şirketlerin aşırı kârlarına hem de devletin aşırı vergilendirmesine açıktır.
Politika açısından neden önemli?
Talebin fiyata duyarsız olması, akaryakıt vergilendirmesinin ve piyasa gözetiminin tüketiciyi koruyacak biçimde dikkatle tasarlanması ve vergilerin gelir dağılımına etkilerinin gözetilmesi gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Elektrik sektörü reformunda otuz yılın ardından yatırım, arz güvenliği ve sürdürülebilirlik
Investment, security of supply and sustainability in the aftermath of three decades of power sector reform
Erdogdu, Erkan (2014). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 31(3), 1-8
Özet / Abstract

Son otuz yılda dünyadaki ülkelerin yarısından fazlasında pek çok elektrik sektörü reform süreci yaşanmıştır. Reformlar, diğerlerinin yanı sıra, elektrik altyapısına özel yatırımları teşvik etmeyi, elektrik arz güvenliğini artırmayı ve elektrik sektörünün sürdürülebilir kalkınmanın gereklerine uygun işlemesini sağlamayı amaçlamıştır. 1975–2010 dönemini kapsayan, 55 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeye ait özgün bir panel veri setini kullanan bu çalışma, söz konusu hedeflerin bugüne kadar ne ölçüde gerçekleştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elektrik piyasası serbestleşmesinin bu değişkenler üzerindeki etkilerini belirlemek için ekonometrik modeller kullanılmıştır. Araştırma bulguları, elektrik piyasası reformundaki ilerlemenin gelişmekte olan ülkelerin elektrik sektörlerinde özel yatırımların azalmasıyla, elektrik arzında daha yüksek bir kendi kendine yeterlilik düzeyiyle ve elektrik üretiminden kaynaklanan daha düşük CO2 emisyonlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Otuz yıllık elektrik sektörü reformlarının özel yatırım, arz güvenliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine ne ölçüde ulaştığı.
Temel bulgusu nedir?
55 ülkenin verileri, reformlardaki ilerlemenin gelişmekte olan ülkelerde özel yatırımların azalmasıyla, buna karşılık elektrikte daha yüksek kendi kendine yeterlilikle ve üretimden kaynaklanan daha düşük CO2 emisyonlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Gelişmekte olan ülkelerde serbestleşmenin tek başına özel yatırımı garanti etmediğini, yatırım ortamının ayrıca desteklenmesi gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Elektrik piyasası reformlarının ülkeler arası analizi: Yeni Kurumsal İktisadın potansiyel katkısı
A cross-country analysis of electricity market reforms: potential contribution of New Institutional Economics
Erdogdu, Erkan (2013). Energy Economics, 39(5), 239-251
Öne çıkan
Özet / Abstract

Makale, bazı ülkelerin neden daha kapsamlı reformlar uygulayabildiği sorusunun, bazı ülkelerin neden diğerlerinden daha iyi kurumlara sahip olduğu sorusuyla yakından ilişkili olup olmadığını araştırmaktadır. Bu soru, ABD'deki 51 eyaleti, Kanada'daki 13 eyaleti ve 51 diğer ülkeyi kapsayan yatay kesit verilerle Poisson regresyonuna dayalı ampirik bir ekonometrik model kullanılarak analiz edilmektedir. Çalışma kapsamında Yeni Kurumsal İktisat'ın (YKİ) elektrik piyasası serbestleşme sürecine ilişkin üç önemli argümanının geçerliliği sınanmaktadır. İlk argüman "patika bağımlılığı"dır. Bunun reformların ilerleyişine etkisini test etmek için, reformların başladığı dönemde düzenleyici kurum başkanının ya da enerji politikasından sorumlu vali veya bakanın geçmişinin sonraki reform ilerleyişini etkileyip etkilemediği açıklanmaya çalışılmaktadır. İkinci argüman, bir kurum olarak "demokrasinin" reform ilerleyişi üzerindeki etkisidir. Demokrasinin iki önemli göstergesinin (sivil özgürlükler ve siyasi haklar) reform ilerleyişine etkisi incelenmektedir. YKİ'nin son argümanı işlem maliyetlerine ilişkindir. Bir ülkedeki işlem maliyetlerini belirleyen temel etkenlerden biri olarak yolsuzluk düzeyine odaklanılmakta ve bunun reformlar üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Sonuçlar, düzenleyici kurum başkanının ve bakan ya da valinin geçmişinin, ülkedeki demokrasi ve yolsuzluk düzeyinin, o ülkede reformların ne kadar ilerlediğiyle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir. Reform ilerleyişi ile sivil özgürlükler arasındaki negatif ilişki, reformları kendi çıkarlarına "zararlı" görebilecek sendikalar veya diğer örgütlü yapılar gibi güçlü sivil toplum kurumlarına sahip demokratik ülkelerde reformların sınırlı kalabileceğine işaret ediyor olabilir.

Hangi sorunu inceliyor?
Bazı ülke ve eyaletlerin neden daha kapsamlı elektrik piyasası reformları gerçekleştirebildiği ve bunun kurumların kalitesiyle ilişkili olup olmadığı.
Temel bulgusu nedir?
ABD ve Kanada eyaletleri ile 51 ülkeden elde edilen veriler, düzenleyici kurum başkanının ve ilgili bakan ya da valinin geçmişinin, demokrasi düzeyinin ve yolsuzluğun reformların ne kadar ilerlediğiyle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Reform başarısının piyasa tasarımı kadar kurumsal kaliteye, atama tercihlerine ve yolsuzlukla mücadeleye de bağlı olduğunu; güçlü örgütlü sivil toplum yapılarının reformların kapsamını sınırlayabileceğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Serbestleşme politikalarının Ar-Ge’ye yönelik kamu desteği üzerindeki etkileri: elektrik piyasalarından dersler
Implications of liberalization policies on government support to R&D: Lessons from electricity markets
Erdogdu, Erkan (2013). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 17(1), 110-118
Özet / Abstract

1980'lerin başından bu yana dünyadaki ülkelerin yarısından fazlasında elektrik sektörü reformları başlatılmıştır. Bu reform programlarının başlıca hedefleri arasında sektörün etkinliğinin artırılması yer almış; iyileşen etkinliğin orta ve uzun vadede sürdürülebilmesi için gerekli olduğundan, devletin enerji teknolojisi Ar-Ge'sine verdiği desteğin de reform süreciyle birlikte ilerleyeceği örtük olarak varsayılmıştır. Makale, elektrik piyasalarındaki reform süreci ile devletin enerji Ar-Ge'sine verdiği destek arasındaki ilişkiyi incelemektedir. 1974–2008 dönemini kapsayan 27 ülkeye ait panel veriyi kullanan bu çalışma, reform süreci ile devletin enerji Ar-Ge'sine verdiği destek arasında beklenen ilişkinin uygulamada bugüne kadar ne ölçüde gerçekleştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bulgular, beklentilerin aksine, elektrik piyasası reformundaki ilerlemenin devletin çeşitli enerji Ar-Ge faaliyetlerine verdiği desteğin azalmasıyla ilişkili olduğunu ve bunun elektrik sektöründe sürdürülebilir etkinlik artışlarını tehdit ettiğini göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Elektrik piyasası reformlarının, etkinlik kazanımlarının sürdürülebilmesi için gerekli olan devlet destekli enerji Ar-Ge'sini nasıl etkilediği.
Temel bulgusu nedir?
27 ülkenin 1974–2008 verileri, beklentilerin aksine reformlardaki ilerlemenin devletin çeşitli enerji Ar-Ge faaliyetlerine verdiği desteğin azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Serbestleşen piyasalarda etkinlik kazanımlarının kalıcı olması için enerji Ar-Ge desteğinin reform sürecine bırakılmadan korunması ve bilinçli biçimde planlanması gerektiğine işaret eder.
DOI BibTeX RIS
Reformlardan sonra elektrik sektörlerinde etkinliğe ne oldu?
What happened to efficiency in electricity industries after reforms?
Erdogdu, Erkan (2011). Energy Policy, 39(10), 6551-6560
Özet / Abstract

Son yirmi yılda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde milyarlarca dolara mal olan kapsamlı elektrik piyasası reformları gerçekleştirilmiştir. Bu reformların temel amaçları (ve varsayımları) arasında her zaman elektrik sektöründe etkinlik artışının sağlanması yer almıştır. Bu makale, söz konusu hipotezin geçerliliğini sorgulamaktadır. 1982–2008 dönemini kapsayan 92 ülkeye ait panel veriler kullanılarak ampirik modeller geliştirilmiş ve analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, reformların elektrik sektörü performansı üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı ancak sınırlı olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, ülkeye özgü değişkenler kontrol edildikten sonra elektrik sektöründe serbest piyasa modellerinin uygulanmasının sektörün etkinliğini hafifçe artırdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca reform süreci ile şebeke (iletim ve dağıtım) kayıplarının toplam arz edilen elektrik içindeki payı arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır; yani ülkeler daha fazla reform adımı attıkça şebeke kayıplarının üretilen elektriğe oranı artma eğilimindedir. Bunun yanı sıra çalışma, gelir düzeyinin ve ülkeye özgü diğer özelliklerin sektör etkinliğinin reform sürecinden daha önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak makale, sektör etkinliğinde önemli artışlar beklentisinin aksine, elektrik sektöründe rekabete dayalı ademi merkeziyetçi bir piyasa modelinin uygulanmasının sektör performansı üzerinde sınırlı bir artırıcı etkisi olduğu sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Milyarlarca dolara mal olan elektrik piyasası reformlarının, temel gerekçelerinden biri olan sektör etkinliğini gerçekten artırıp artırmadığı.
Temel bulgusu nedir?
92 ülkenin 1982–2008 verileri, reformların etkinliği yalnızca hafifçe artırdığını, şebeke kayıplarının payının ise reform adımlarıyla birlikte artma eğiliminde olduğunu; gelir düzeyi ve ülke özelliklerinin reformlardan daha belirleyici olduğunu göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Reformların etkinlik kazanımları konusunda gerçekçi beklentilerle tasarlanması ve özellikle şebeke kayıplarının yakından izlenmesi gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Elektrik piyasası reformlarının elektrik fiyat-maliyet marjları ve çapraz sübvansiyon düzeyleri üzerindeki etkisi: ülkeler arası panel veri analizi
The impact of power market reforms on electricity price-cost margins and cross-subsidy levels: A cross country panel data analysis
Erdogdu, Erkan (2011). Energy Policy, 39(3), 1080-1092
Öne çıkan
Özet / Abstract

Elektrik piyasası reformundan temel beklentilerden biri, hem fiyat-maliyet marjlarının hem de sanayi ve mesken tüketicileri arasındaki çapraz sübvansiyon düzeylerinin azalmasıdır. Bu makale, elektrik sektörü reformlarının mesken ve sanayi elektrik fiyat-maliyet marjları üzerindeki etkisini ve bunun tüketici grupları arasındaki çapraz sübvansiyon düzeylerine yansımasını inceleyerek bu konuya odaklanmaktadır. 1982–2009 dönemini kapsayan 63 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeye ait panel veriler kullanılarak ampirik modeller geliştirilmiş ve analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, reform sürecinin bir bütün olarak fiyat-maliyet marjları ve çapraz sübvansiyon düzeyleri üzerindeki etkisinde tek tip bir örüntü bulunmadığını göstermektedir. Her bir reform adımının etkisi her tüketici grubu ve ülke grubu için farklıdır. Bulgularımız reform adımlarının farklı ülkelerde farklı etkiler doğurduğunu ima etmekte; bu da belirli bir ülke için hazırlanan reform reçetesinin başka bir ülkeye kolayca ve başarıyla aktarılamayacağı görüşünü desteklemektedir. Dolayısıyla gelişmiş bir ülkedeki başarılı bir elektrik piyasasının biçimsel ve ekonomik yapısının gelişmekte olan ülkelere aktarılması, bu ülkelerde elektrik sektörünün iyi bir ekonomik performans göstermesi için yeterli koşul değildir. Ayrıca çalışma, elektrik tüketiminin, gelir düzeyinin ve ülkeye özgü özelliklerin elektrik fiyat-maliyet marjlarının ve çapraz sübvansiyon düzeylerinin diğer önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koymaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Elektrik piyasası reformlarının mesken ve sanayi fiyat-maliyet marjlarını ve tüketici grupları arasındaki çapraz sübvansiyonu beklendiği gibi azaltıp azaltmadığı.
Temel bulgusu nedir?
63 ülkenin 1982–2009 verileri, reformların marjlar ve çapraz sübvansiyonlar üzerinde tek tip bir etkisi olmadığını; her reform adımının etkisinin tüketici ve ülke grubuna göre değiştiğini göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Başarılı bir ülkenin piyasa modelinin başka bir ülkeye olduğu gibi aktarılmasının iyi sonuç vermeye yetmeyeceğini; reform reçetelerinin ülke koşullarına göre tasarlanması gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’nin hidroelektrik politikasının bir analizi
An analysis of Turkish hydropower policy
Erdogdu, Erkan (2011). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 15(1), 689-696
Özet / Abstract

Son on yılda ekonomik kalkınmanın sonucu olarak Türkiye'nin elektrik talebi yılda %8'in üzerinde artmıştır. Tükenmeyen, çevreyi kirletmeyen ve diğer yenilenebilir kaynaklara göre ekonomik açıdan daha cazip olan, yenilenebilir enerji kaynaklarının en tipik örneklerinden hidroelektrik, ülkenin gelecekteki enerji karışımına önemli katkı sağlayan bir kaynak hâline gelmiştir. Bu makale, Türkiye'de sürdürülebilir enerji gelişimi için artan elektrik talebini karşılamaya yönelik hidroelektrik politikalarını ele almaktadır. Türkiye'nin toplam brüt hidroelektrik potansiyeli yılda 433 TWh olup bunun yılda 140 TWh'lik kısmı ekonomik olarak kullanılabilir; bu, Avrupa'daki en büyük ikinci ekonomik potansiyele karşılık gelmektedir. Şu anda ülkenin ekonomik hidroelektrik potansiyelinin yalnızca %35'i kullanılmaktadır. İnşa hâlindeki hidroelektrik santrallerinin tamamlanmasıyla bu oran %49'a yükselecektir. Tüm projeler tamamlandıktan sonra bile Türkiye'de çok büyük bir hidroelektrik potansiyelinin kullanılmadan kalacağı açıktır. Ayrıca Türkiye'nin fosil yakıtlar (petrol, doğal gaz, kömür vb.) açısından fakir bir ülke olması ve işletmede bir nükleer santralinin bulunmaması, hidroelektriğin diğer seçenekler arasındaki rolünü güçlendirmektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Hızla artan elektrik talebi karşısında Türkiye'nin hidroelektrik potansiyelinin sürdürülebilir enerji gelişimi için nasıl değerlendirilebileceği.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye yılda 140 TWh ile Avrupa'nın en büyük ikinci ekonomik hidroelektrik potansiyeline sahiptir ancak bunun yalnızca %35'ini kullanmaktadır; inşa hâlindeki projelerle bile bu oran %49'da kalacaktır.
Politika açısından neden önemli?
Fosil yakıtlar açısından fakir ve çalışmanın yapıldığı dönemde işletmede nükleer santrali bulunmayan Türkiye için hidroelektriğin arz güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından stratejik önemini ortaya koyar.
DOI BibTeX RIS
Rusya’yı baypas etmek: Nabucco projesi ve Avrupa’nın gaz arz güvenliğine etkileri
Bypassing Russia: Nabucco project and its implications for the European gas security
Erdogdu, Erkan (2010). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 14(9), 2936-2945
Özet / Abstract

CO2 emisyonlarına yönelik kısıtlamalar, bazı üye ülkelerin açıkladığı nükleerden çıkış kararları, kömürlü santrallerden kaynaklanan yüksek emisyonlar ve yenilenebilir üretimin hızla geliştirilmesinin önündeki engeller, Avrupa Birliği'ni (AB) doğal gaza yüksek ölçüde bağımlı kılan etkenlerdir. Şu anda AB içinde tüketilen gazın yarısından fazlasını AB dışından üç ülkenin (Rusya, Cezayir ve Norveç) sağladığı ve 2030'a gelindiğinde iç kaynakların talebin yalnızca %25'ini karşılayabileceği öngörüldüğü için AB, yeni gaz arz kaynaklarını güvence altına almanın yollarını çaresizce aramaktadır. Bu bağlamda Nabucco boru hattının Hazar ve Orta Doğu bölgelerinden AB pazarına gaz taşıması planlanmaktadır. Hat Türkiye'yi, ardından Bulgaristan, Romanya ve Macaristan'ı geçerek Avusturya'daki önemli bir gaz merkezine bağlanmaktadır. Kâğıt üzerinde Nabucco projesi son derece mantıklıdır: Hazar'daki gaz üreticilerine (Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan) ve İran'a, zamanla da Irak'a, AB pazarlarına yeni bir ihracat güzergâhı sunmaktadır. Proje AB tarafından desteklenmekte ve ABD tarafından güçlü biçimde savunulmaktadır. Belki de en önemlisi, Nabucco Rusya'yı tamamen devre dışı bırakacaktır. Bu makale, Nabucco projesini çevreleyen konuları ve bunların Avrupa'nın gaz arz güvenliğine etkilerini ele almaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Doğal gaza giderek daha bağımlı hâle gelen AB'nin arz güvenliği ve Rusya'yı devre dışı bırakacak şekilde tasarlanan Nabucco boru hattı projesinin bu açıdan taşıdığı anlam.
Temel bulgusu nedir?
Kâğıt üzerinde Nabucco, Hazar ve Orta Doğu üreticilerine AB pazarına Rusya'yı tamamen devre dışı bırakan yeni bir ihracat güzergâhı sunarak güçlü bir mantığa sahiptir; makale projeyi çevreleyen konuları bu çerçevede değerlendirmektedir.
Politika açısından neden önemli?
AB'nin gaz tedarikini çeşitlendirme stratejisinde Türkiye'nin transit ülke olarak kritik konumunu ve güzergâh çeşitlendirmesinin enerji güvenliği açısından önemini ortaya koyar.
DOI BibTeX RIS
Türkiye doğal gaz dağıtım piyasasının bir değerlendirmesi
A review of Turkish natural gas distribution market
Erdogdu, Erkan (2010). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 14(2), 806-813
Özet / Abstract

Türkiye'de doğal gaz tüketimi 1987'de 0,5 bcm (milyar metreküp) ile başlamış ve 2007'de yaklaşık 35 bcm'ye ulaşmıştır. Türkiye'nin doğal gaz kullanımının önümüzdeki yıllarda kayda değer biçimde artmaya devam edeceği öngörülmektedir. 2001 yılında rekabetçi bir doğal gaz piyasası oluşturmak ve güçlendirmek amacıyla bir reform süreci başlatılmıştır. Ancak reform bugüne kadar beklendiği gibi sonuç vermemiştir. Bu makale, Türkiye'deki doğal gaz dağıtım bölgelerinde ihale uygulamasını tartışmaktadır. Güncel literatürün, doğal gaz kullanımının ve Türkiye doğal gaz piyasasındaki son gelişmelerin kısa bir özetini sunduktan sonra asıl odak noktamız olan şehir doğal gazı ihalelerine dikkat çekiyoruz. İhaleleri tanımladıktan sonra bunlarla ilişkili sorunları ortaya koyuyoruz. Son olarak bazı düzenleyici konulara değiniyor ve iyileştirme için bazı öneriler sunuyoruz.

Hangi sorunu inceliyor?
Türkiye'de şehir doğal gazı dağıtım bölgeleri için yapılan ihalelerin nasıl işlediği ve rekabetçi bir gaz piyasası hedefine ne ölçüde hizmet ettiği.
Temel bulgusu nedir?
2001'de başlayan reform beklendiği gibi sonuç vermemiştir; şehir doğal gazı ihaleleriyle ilişkili çeşitli sorunlar bulunmaktadır.
Politika açısından neden önemli?
Dağıtım ihalelerinin ve ilgili düzenlemelerin iyileştirilmesine yönelik önerilerle, hızla büyüyen gaz piyasasında rekabetin ve tüketici yararının nasıl gözetilebileceğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne desteği: gerçek mi, yoksa yalnızca bir yanılsama mı?
Turkish support to Kyoto Protocol: A reality or just an illusion
Erdogdu, Erkan (2010). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 14(3), 1111-1117
Özet / Abstract

Dünya sıcaklığındaki uzun vadeli artış küresel ısınma ya da sera etkisi olarak bilinmektedir. Buzul çağının yalnızca 4 °C civarında bir küresel sıcaklık değişimini içerdiği göz önüne alındığında, iklim değişikliğinin tartışmasız biçimde dünyanın bugün karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri olduğu açıktır. Fırtınalar, kuraklıklar, deniz seviyesinin yükselmesi ve seller gibi felaketlere yol açan yıkıcı değişimin etkileri şimdiden dünyanın her yerinde hissedilmektedir. Bu bağlamda Kyoto Protokolü'nün 1997'de imzalanmasının, sera gazı emisyonlarındaki amansız artışı tersine çevirmede tarihi bir adım olduğu ileri sürülmüştür. Protokolün başlıca kazanımı, Protokolün Ek-I listesindeki ülkelerin sera gazı emisyonlarını ülkeye özgü 1990 düzeylerinin yaklaşık %5 altına indirme taahhüdü olmuştur. 5 Şubat 2009'da Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Avrupa Birliği'nin hem de uluslararası çevre örgütlerinin yoğun baskısı sonrasında Kyoto Protokolü'ne katılmayı onaylamıştır; ancak Türkiye bugüne kadar emisyonlarda gerçek bir azaltım sağlayacak hiçbir adım atmamıştır. Kısacası Türkiye Protokolü imzalamış, ancak görmezden gelmiştir. Bu makale, Türkiye'nin Kyoto Protokolü karşısındaki tutumunu incelemekte ve Türkiye'nin bu alandaki politikalarını eleştirel bir bakışla sorgulamaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Türkiye'nin 2009'da Kyoto Protokolü'ne katılmasının gerçek bir iklim politikası değişikliği mi yoksa yalnızca biçimsel bir adım mı olduğu.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye, AB'nin ve uluslararası çevre örgütlerinin yoğun baskısıyla Protokol'e katılmış ancak emisyonları gerçekten azaltacak somut bir adım atmamıştır; kısacası Protokol'ü imzalamış ama görmezden gelmiştir.
Politika açısından neden önemli?
Uluslararası iklim taahhütlerinin inandırıcı olabilmesi için somut ve uygulanabilir emisyon azaltım politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de doğal gaz talebi
Natural gas demand in Turkey
Erdogdu, Erkan (2010). Applied Energy, 87(1), 211-219
Özet / Abstract

Türkiye'nin enerji talebi ortalama olarak yılda %8 ile dünyanın en yüksek oranlarından biriyle artmaktadır. Birincil enerji kaynakları arasında Türkiye'de en hızlı büyüyen kaynak doğal gazdır. Gaz tüketimi 1987'de 0,5 bcm (milyar metreküp) ile başlamış ve 2007'de yaklaşık 35 bcm'ye ulaşmıştır. Türkiye'nin doğal gaz kullanımının önümüzdeki yıllarda kayda değer biçimde artmaya devam edeceği öngörülmektedir. Bu makale söz konusu talebin özelliklerine odaklanmakta ve Türkiye'de sektörel doğal gaz talebinin kısa ve uzun dönem fiyat ve gelir esnekliklerini tahmin etmektedir. Bu talepteki gelecekteki büyüme de ARIMA modellemesiyle öngörülmekte ve sonuçlar resmî projeksiyonlarla karşılaştırılmaktadır. Makale, doğal gaz talep esnekliklerinin oldukça düşük olduğunu, yani tüketicilerin olası kötüye kullanım niteliğindeki fiyat artışlarına taleplerini azaltarak ya da doğal gazı başka enerji kaynaklarıyla ikame ederek tepki vermediğini ortaya koymaktadır. Tüketiciler yerleşik şirketin tekel gücünü kötüye kullanmasına açık olduğundan Türkiye doğal gaz piyasasında piyasa düzenlemesine ihtiyaç vardır. Elde edilen öngörülere göre, geçmiş resmî projeksiyonlar doğal gaz talebini büyük ölçüde olduğundan fazla tahmin etmiş olsa da mevcut resmî projeksiyonların talebi olduğundan fazla ya da az tahmin etmediği açıktır.

Hangi sorunu inceliyor?
Türkiye'de sektörel doğal gaz talebinin fiyat ve gelire ne kadar duyarlı olduğu ve resmî talep projeksiyonlarının ne kadar isabetli olduğu.
Temel bulgusu nedir?
Doğal gaz talebinin fiyat ve gelir esneklikleri oldukça düşüktür; ARIMA öngörüleri, geçmiş resmî projeksiyonların talebi büyük ölçüde abarttığını, çalışmanın yapıldığı dönemdeki projeksiyonların ise isabetli olduğunu göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
Tüketicilerin fiyat artışlarına tepki verememesi, yerleşik şirketin tekel gücünü kötüye kullanmasını önleyecek piyasa düzenlemesinin gerekliliğini ortaya koyar.
DOI BibTeX RIS
Türkiye elektrik piyasasının çözüme kavuşmamış bir sorunu üzerine: dengeleme ve uzlaştırma sistemi (Bölüm I)
A paper on the unsettled question of Turkish electricity market: Balancing and settlement system (Part I)
Erdogdu, Erkan (2010). Applied Energy, 87(1), 251-258
Özet / Abstract

Türkiye elektrik piyasası kanunu (EPK), ikili anlaşmalara dayalı, mali açıdan güçlü, istikrarlı, şeffaf ve rekabetçi bir elektrik piyasası oluşturmak amacıyla 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. Ayrıca ikili anlaşmaya bağlanmamış üretimin alınıp satılabileceği bir piyasa oluşturmak üzere Kasım 2004'te bir dengeleme ve uzlaştırma sistemi (DUS) uygulamaya konmuş; 21 aylık sanal uygulama döneminin ardından DUS'un fiilî uygulaması 1 Ağustos 2006'da başlamıştır. Ancak DUS, başından beri özel üretim şirketlerine aşırı kâr aktardığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bu makale DUS uygulamasını analiz etmekte ve mevcut DUS'un yalnızca Türkiye'deki elektrik piyasasının sağlıklı gelişimini zayıflatmakla kalmayıp yarattığı belirsizlikler nedeniyle elektrik yatırımlarını da engellediğini ileri sürmektedir. Makale, EPK'nın amaçları ile DUS'un uygulamadaki sonuçları arasındaki tutarsızlığın açık olması nedeniyle Türk politika yapıcılarının mevcut elektrik piyasası politikasını makalede sunulan öneriler doğrultusunda değiştirmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
2006'da fiilen uygulanmaya başlanan dengeleme ve uzlaştırma sisteminin (DUS), Elektrik Piyasası Kanunu'nun istikrarlı, şeffaf ve rekabetçi piyasa hedefleriyle uyumlu olup olmadığı.
Temel bulgusu nedir?
Mevcut DUS özel üretim şirketlerine aşırı kâr aktarmakta, piyasanın sağlıklı gelişimini zayıflatmakta ve yarattığı belirsizlikler nedeniyle yatırımları engellemektedir.
Politika açısından neden önemli?
Kanunun amaçlarıyla uygulama arasındaki tutarsızlığın giderilmesi için elektrik piyasası politikasının makaledeki öneriler doğrultusunda değiştirilmesi gerektiğini savunur.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de jeotermal enerji potansiyeli ve kullanımına genel bir bakış
A snapshot of geothermal energy potential and utilization in Turkey
Erdogdu, Erkan (2009). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 13(9), 2535-2543
Özet / Abstract

Türkiye, jeotermal enerji açısından önemli potansiyele sahip ülkelerden biridir. Türkiye'nin tüm jeotermal potansiyelini kullanması hâlinde toplam enerji ihtiyacının (ısı ve elektrik) %14'ünü jeotermal kaynaklardan karşılayabileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle jeotermal enerji bugün Türkiye'de fosil yakıtların yerini alabilecek cazip bir seçenektir. Ayrıca fosil yakıtların çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin artması, Türkiye dahil pek çok ülkeyi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaya yöneltmiştir. Türkiye aynı zamanda enerji ithalatçısı bir ülkedir; enerji ihtiyacının üçte ikisinden fazlası ithalatla karşılanmaktadır. Bu bağlamda jeotermal enerji, Türkiye'de sürdürülebilir enerji gelişimi ve çevre kirliliğinin önlenmesi için en etkin ve verimli çözümlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Jeotermal enerji gelecekte giderek daha fazla kullanılacağından, bu çalışmanın odağı Türkiye'deki mevcut potansiyeli, kullanımı ve değerlendirilmesidir. Makale yalnızca Türkiye'deki jeotermal enerjinin potansiyelini ve kullanımını gözden geçirmekle kalmayıp politika yapıcılar için bazı yol gösterici öneriler de sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Enerji ithalatına bağımlı Türkiye'nin önemli jeotermal potansiyelinin ne ölçüde değerlendirildiği ve daha iyi nasıl kullanılabileceği.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye tüm jeotermal potansiyelini kullanırsa toplam enerji (ısı ve elektrik) ihtiyacının yaklaşık %14'ünü bu kaynaktan karşılayabilir; bu da jeotermali fosil yakıtlara cazip bir alternatif yapmaktadır.
Politika açısından neden önemli?
Enerji ihtiyacının üçte ikisinden fazlasını ithal eden Türkiye için jeotermalin arz güvenliği ve çevre açısından değerini ortaya koyar ve politika yapıcılara yol gösterici öneriler sunar.
DOI BibTeX RIS
Türkiye elektrik dağıtım sektörü üzerine bazı düşünceler
Some thoughts on the Turkish electricity distribution industry
Erdogdu, Erkan (2009). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 13(6-7), 1485-1494
Özet / Abstract

Son on yılda Türkiye Cumhuriyeti'nin (ve aslında dünyanın) elektrik sektörü yapısında, mülkiyetinde ve zihniyetinde köklü bir reformdan geçmiştir. Sektörde etkinliğe ilişkin artan kamuoyu kaygısı, Türkiye'yi maliyet esaslı düzenlemeye tabi dikey bütünleşik geleneksel sektör modelini bırakıp faaliyetlerin ayrıştırılmasını ve mümkün olan her yerde rekabetin getirilmesini tercih etmeye yöneltmiştir. Sektör yapısal olarak üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış bölümlerine ayrılmıştır. Sektörün rekabetçi bölümlerinin (üretim ve perakende satış) aşamalı olarak rekabete açılması, tekel niteliğindeki bölümlerin (özellikle dağıtımın) ise rekabeti destekleyecek biçimde yeniden yapılandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sektörün mülkiyetinin kamu alanından özel alana geçmesi yönündeki baskı giderek artmaktadır. Bu makale, Türkiye elektrik dağıtım sektörünün ve önerilen özelleştirme sürecinin bir analizini sunmakla kalmayıp politika yapıcılar için bazı yol gösterici öneriler de getirmektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Dikey bütünleşik yapıdan ayrıştırılmış ve rekabetçi bir modele geçerken Türkiye elektrik dağıtım sektörünün yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi süreci.
Temel bulgusu nedir?
Sektör üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış olarak ayrıştırılmıştır; rekabetçi bölümlerin aşamalı olarak rekabete açılması, tekel niteliğindeki dağıtımın ise rekabeti destekleyecek biçimde yeniden düzenlenmesi planlanmaktadır.
Politika açısından neden önemli?
Dağıtım sektörünün yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi sürecinde politika yapıcılara yol gösterici öneriler sunar.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de rüzgâr enerjisi üzerine
On the wind energy in Turkey
Erdogdu, Erkan (2009). Renewable and Sustainable Energy Reviews, 13(6-7), 1361-1371
Özet / Abstract

Fosil yakıtların çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin artması, Türkiye dahil pek çok ülkeyi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaya yöneltmiştir. Bugün temiz, yerli ve yenilenebilir enerji yalnızca Türkiye için değil tüm dünya için geleceğin anahtarı olarak kabul görmektedir. Rüzgâr enerjisi, atmosferi kirleten fosil yakıtlara kıyasla alternatif bir temiz enerji kaynağı olduğundan rüzgâr enerjisini elektriğe dönüştüren sistemler hızla gelişmiştir. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülkedir; enerji ihtiyacının yarısından fazlası ithalatla karşılanmaktadır. Türkiye'nin yerli fosil yakıt kaynakları son derece sınırlıdır. Buna ek olarak Türkiye'nin coğrafi konumu, rüzgâr enerjisinin yaygın kullanımı için çeşitli avantajlar sunmaktadır. Bu bağlamda yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye'de sürdürülebilir enerji gelişimi ve çevre kirliliğinin önlenmesi için en etkin ve verimli çözümlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Rüzgâr enerjisi gelecekte giderek daha fazla kullanılacağından, bu çalışmanın odağı Türkiye'deki mevcut potansiyeli, kullanımı ve değerlendirilmesidir. Makale yalnızca Türkiye'deki rüzgâr enerjisinin potansiyelini ve kullanımını gözden geçirmekle kalmayıp politika yapıcılar için bazı yol gösterici öneriler de sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Yerli fosil kaynakları sınırlı ve enerjide dışa bağımlı Türkiye'nin rüzgâr enerjisi potansiyeli ve bu potansiyelin ne ölçüde kullanıldığı.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye'nin coğrafi konumu rüzgâr enerjisinin yaygın kullanımı için önemli avantajlar sunmaktadır; yenilenebilir kaynaklar sürdürülebilir enerji gelişimi ve kirliliğin önlenmesi için en etkin çözümler arasındadır.
Politika açısından neden önemli?
Enerji ihtiyacının yarısından fazlasını ithal eden bir ülke için rüzgârın arz güvenliği ve çevre açısından önemini vurgular ve politika yapıcılara yol gösterici öneriler sunar.
DOI BibTeX RIS
Biyoenerji: Türkiye’deki potansiyeli ve kullanımına ilişkin bir inceleme
An exposé of bioenergy and its potential and utilization in Turkey
Erdogdu, Erkan (2008). Energy Policy, 36(6), 2182-2190
Özet / Abstract

Türkiye, ekonomiye büyük yük getiren pahalı ithal enerji kaynaklarına (petrol, gaz ve kömür) büyük ölçüde bağımlıdır. Hava kirliliği de ülkede giderek büyüyen bir çevre sorunu hâline gelmektedir. Bu bakımdan yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye'de temiz ve sürdürülebilir enerji gelişimi için en etkin ve verimli çözümlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye'de yenilenebilir kaynaklar, kömürden sonra enerji üretiminde ikinci büyük kaynaktır. Üretilen yenilenebilir enerjinin yaklaşık üçte ikisi, elektrik üretimi, konutların ısıtılması, taşıtlar için yakıt ve sanayi tesisleri için proses ısısı sağlanması dahil çeşitli enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanılan biyoenerjiden elde edilmektedir. Türkiye'nin kullanılabilir biyoenerji potansiyeli yaklaşık 17 Mtep'tir. Bu makale yalnızca Türkiye'deki biyoenerjinin potansiyelini ve kullanımını gözden geçirmekle kalmayıp politika yapıcılar için bazı yol gösterici öneriler de sunmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Pahalı ithal enerjiye bağımlı ve hava kirliliği sorunu yaşayan Türkiye'de biyoenerjinin potansiyeli ve kullanımı.
Temel bulgusu nedir?
Yenilenebilir kaynaklar Türkiye'de kömürden sonra ikinci büyük enerji kaynağıdır ve üretilen yenilenebilir enerjinin yaklaşık üçte ikisi biyoenerjiden gelmektedir; kullanılabilir biyoenerji potansiyeli yaklaşık 17 Mtep'tir.
Politika açısından neden önemli?
Biyoenerjinin ithalat bağımlılığını ve hava kirliliğini azaltmadaki potansiyel rolünü ortaya koyar ve politika yapıcılara yol gösterici öneriler sunar.
DOI BibTeX RIS
Açık enerji piyasalarında nükleer enerji: Türkiye örneği
Nuclear power in open energy markets: A case study of Turkey
Erdogdu, Erkan (2007). Energy Policy, 35(5), 3061-3073
Özet / Abstract

Pek çok gelişmiş ülke gibi Türkiye de onlarca yıl boyunca elektrik sektörünü devlete ait bir tekel olarak denetim altında tutmuştur. Ancak hızlı elektrik talebi artışıyla karşılaşan Türkiye, nükleer seçeneği değerlendirmeye başlamıştır. Bu makale hem genel olarak nükleer enerjinin mevcut durumunu hem de özel olarak Türkiye enerji piyasası açısından etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Mevcut nükleer enerji teknolojisini inceleyip nükleer enerji ekonomisine kısa bir genel bakış sunduktan sonra makale, nükleer enerjinin Türkiye enerji piyasası üzerindeki yansımalarına odaklanmaktadır. Makale, kısa vadede nükleer enerjinin hem Türkiye'nin gelecekteki elektrik arzına hem de arz güvenliğini güçlendirme çabalarına önemli katkı sağlayabilecek önemli bir karbonsuz enerji kaynağı olması nedeniyle Türkiye'nin enerji karışımında tutulmasının düşünülebileceği; ancak uzun vadede nükleer enerjinin Türkiye'de ancak rakip teknolojilerden daha düşük maliyetli olması hâlinde sürdürülmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Hızlı talep artışıyla karşı karşıya olan ve enerji piyasasını serbestleştiren Türkiye için nükleer enerjinin anlamlı bir seçenek olup olmadığı.
Temel bulgusu nedir?
Kısa vadede nükleer enerji, karbonsuz bir kaynak olarak elektrik arzına ve arz güvenliğine katkısı nedeniyle enerji karışımında tutulabilir; uzun vadede ise ancak rakip teknolojilerden daha ucuzsa sürdürülmelidir.
Politika açısından neden önemli?
Açık enerji piyasalarında nükleer yatırım kararlarının uzun vadede maliyet rekabeti ölçütüne dayanması gerektiğini vurgulayarak enerji planlamasına dengeli bir çerçeve sunar.
DOI BibTeX RIS
Eşbütünleşme ve ARIMA modellemesiyle elektrik talebi analizi: Türkiye örneği
Electricity demand analysis using cointegration and ARIMA modelling: A case study of Turkey
Erdogdu, Erkan (2007). Energy Policy, 35(2), 1129-1146
Özet / Abstract

2000'li yılların başında Türkiye Cumhuriyeti, elektrik piyasasında özelleştirme, serbestleştirme ve köklü bir yeniden yapılanmayı gerektiren iddialı bir reform programı başlatmıştır. Son reformların en tartışmalı nedeni ya da gerekçesi hızlı elektrik talebi artışı olmuştur; başka bir deyişle, tüm reform süreci sözde "enerji krizini" önleme çabalarının bir parçası olmuştur. Eşbütünleşme analizi ve otoregresif bütünleşik hareketli ortalama (ARIMA) modellemesini kullanan bu makale, hem elektrik talebi tahmini ve öngörüsü yaparak hem de sonuçları resmî projeksiyonlarla karşılaştırarak bu konuya odaklanmaktadır. Çalışma, ilk olarak tüketicilerin fiyat ve gelir değişikliklerine tepkisinin oldukça sınırlı olduğu, bu nedenle Türkiye elektrik piyasasında ekonomik düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu; ikinci olarak ise mevcut resmî elektrik talebi projeksiyonlarının talebi büyük ölçüde olduğundan fazla tahmin ettiği ve bunun hem genel olarak tutarlı bir enerji politikasının hem de özel olarak sağlıklı bir elektrik piyasasının gelişimini tehlikeye atabileceği sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
Türkiye'de elektrik reformlarının başlıca gerekçesi olarak gösterilen hızlı talep artışının ve resmî talep projeksiyonlarının ne kadar gerçekçi olduğu.
Temel bulgusu nedir?
Tüketicilerin fiyat ve gelir değişikliklerine tepkisi oldukça sınırlıdır ve resmî projeksiyonlar elektrik talebini büyük ölçüde olduğundan fazla tahmin etmektedir.
Politika açısından neden önemli?
Talebin fiyata duyarsızlığı ekonomik düzenlemeyi gerekli kılmaktadır; abartılı projeksiyonlar ise yanlış yatırım ve politika kararlarına yol açarak tutarlı bir enerji politikasını tehlikeye atabilir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye enerji sektöründe düzenleyici reform: bir analiz
Regulatory reform in Turkish energy industry: An analysis
Erdogdu, Erkan (2007). Energy Policy, 35(2), 984-993
Özet / Abstract

Türkiye Cumhuriyeti, enerji piyasasının en önemli kesimlerinde özelleştirme, serbestleştirme ve bu sektörlerin köklü biçimde yeniden yapılandırılmasını gerektiren iddialı bir reform programı başlatmıştır. Ancak alınan önlemlerin en uygun önlemler olduğu konusunda bir uzlaşma yoktur. Bu makale, ilk olarak 2001 yılında çıkarılan kanunlarla oluşturulan düzenleyici çerçeveyi ekonomik etkinlik açısından değerlendirmeyi; ikinci olarak ise mevcut durumu iyileştirmek için hâlâ nelerin yapılması gerektiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Makale yalnızca bu reformların bir analizini sunmakla kalmayıp bazı politika önerilerini de sıralamaktadır. Çalışma, görece iyi bir yasal çerçeveye karşın uygulamada Türkiye'deki reformların ağırlıklı olarak "ders kitabı reformları" niteliğinde olduğu için ideal olmaktan uzak olduğu ve tam anlamıyla gelişmiş bir enerji piyasası kurmak için Türkiye'nin önünde hâlâ önemli bir yol bulunduğu sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
2001 yılında çıkarılan kanunlarla Türkiye enerji piyasasında oluşturulan düzenleyici çerçevenin ekonomik etkinlik açısından ne kadar yeterli olduğu.
Temel bulgusu nedir?
Görece iyi bir yasal çerçeveye karşın reformlar uygulamada büyük ölçüde "ders kitabı reformları" düzeyinde kalmıştır ve ideal olmaktan uzaktır.
Politika açısından neden önemli?
Yasal düzenlemenin tek başına yeterli olmadığını, tam anlamıyla işleyen bir enerji piyasası için uygulamaya yönelik somut adımlar atılması gerektiğini gösterir ve bu yönde öneriler sunar.
DOI BibTeX RIS

Diğer SSCI/SCI Makaleler

Sıralamaların ötesinde: PISA 2022 veri setinde öğrenci başarısını şekillendiren faktörlerin çok boyutlu analizi
Beyond rankings: a multidimensional analysis of factors shaping student achievement in the PISA 2022 dataset
Erdogdu, Erkan [with F.Erdogdu] (2025). Educational Review, 77(5), 1585-1626
Özet / Abstract

Bu çalışma, PISA 2022 veri setini kullanarak akademik başarıyı etkileyen çok yönlü etkenleri araştırmakta ve küresel eğitim sistemlerine ilişkin eşine az rastlanır içgörüler sunmaktadır. Bronfenbrenner'in ekolojik sistemler kuramı ve Bourdieu'nün kültürel sermaye kavramları gibi kuramlara dayanan araştırma, ev ortamlarının, okul düzeyindeki değişkenlerin ve sistem düzeyindeki etkenlerin öğrenci çıktılarını şekillendirmek üzere nasıl bir araya geldiğini incelemektedir. Dikkat çekici bulgular arasında fen kitapları gibi eğitim kaynaklarına erişimin güçlü olumlu etkisi ile gıda güvencesizliğinin ve olumsuz okul ikliminin olumsuz etkileri yer almaktadır. Çarpıcı biçimde, öğretmen istihdamındaki özerklik ve maaş belirleme yetkisi öğrenci performansının artmasının anlamlı belirleyicileri olarak öne çıkarken dış değerlendirmelerin sonuçlarla olumsuz ilişkili olduğu bulunmuş ve bu durum yerleşik varsayımları sorgulamaktadır. Bu makale, kuramsal yapıları farklı sosyo-politik bağlamlarda işlevselleştirmek için PISA 2022 veri setinin zenginliğinden özgün biçimde yararlanmakta ve küresel eğitim araştırmalarındaki önemli boşlukları ele almaktadır. Yöntem açısından çalışma, OECD üyeliği ve kişi başına GSYH gibi sistemsel avantajların rollerini öğretmen-öğrenci ilişkileri ve okul yönetişimi gibi daha yerel etkilerden ayırt etmek için ileri ekonometrik modellemeden yararlanmaktadır. Aile geliri ile akademik performans arasındaki sezgilere aykırı ilişki gibi beklenmedik sonuçlar, eğitim dinamiklerinin karmaşıklığının altını çizmektedir. Bu bulguları eşitlik ve kapsayıcılığa ilişkin daha geniş tartışmalar içine yerleştiren çalışma, politika ve uygulamaya yön verecek uygulanabilir içgörülere duyulan acil ihtiyaçla örtüşmektedir. Eleştirel sorgulama ve sosyal adalete yaptığı vurgu, dünya genelinde eşitlikçi ve etkili eğitim sistemleri geliştirmeyi amaçlayan eğitimciler, araştırmacılar ve politika yapıcılar için değerli çıkarımlar sunmaktadır. Bu çalışma, akademik başarıyı neyin belirlediğine ilişkin anlayışı ilerletmekte ve anlamlı müdahaleler için yollar göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
PISA 2022 verilerinde öğrenci başarısını ev ortamının, okul düzeyindeki değişkenlerin ve sistem düzeyindeki etkenlerin birlikte nasıl şekillendirdiği.
Temel bulgusu nedir?
Fen kitapları gibi eğitim kaynaklarına erişim başarıyı güçlü biçimde artırırken gıda güvencesizliği ve olumsuz okul iklimi düşürmektedir; öğretmen istihdamındaki özerklik ve maaş belirleme yetkisi performansla olumlu, dış değerlendirmeler ise olumsuz ilişkilidir.
Politika açısından neden önemli?
Eşitlikçi ve etkili eğitim sistemleri için sıralama karşılaştırmalarının ötesine geçip kaynaklara erişime, öğrenci refahına (ör. gıda güvencesi), okul iklimine ve okul yönetişimine odaklanılması gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
Öğrencilerin BİT’e yönelik tutumlarını anlamak
Understanding students' attitudes towards ICT
Erdogdu, Erkan [with F.Erdogdu] (2022). Interactive Learning Environments, 31(10), 7467-7485
Özet / Abstract

Bilgi ve iletişim teknolojilerine (BİT) yönelik tutum, bu teknolojilerle pratik yapma isteğinin düzeyini belirler ve bu da BİT okuryazarlığını doğrudan etkileyebilir. Dolayısıyla öğrencilerin tutumu, diğer etkenlerin yanı sıra, BİT okuryazarlığının temel yapı taşlarından biridir; BİT okuryazarlığı da BİT'in sağladığı öğrenci başarısı artışının önemli bir bileşenidir. Bu makale, öğrencilerin BİT'e yönelik tutumlarının belirleyicilerini araştırmaya ayrılmıştır. BİT'in eğitim sistemlerine entegrasyonunun karmaşıklığını kabul eden ve öğrencinin öğrenmeye katılımının yalnızca BİT'in varlığı ve kullanımıyla artırılabileceği düşüncesine büyük ölçüde odaklanan önceki araştırmalardan farklı olarak bu makale, BİT'in eğitime entegrasyonunun karmaşık bir süreç olduğunu ve BİT kaynaklarının sağlanması ile öğrenci başarısının artması arasındaki bağın hiç de basit olmadığını kabul etmektedir. 47 ülke/ekonomiden N = 129.724 öğrenciye ait zengin PISA 2018 anket verilerini kullanan bu makalenin sonuçları, kızların BİT'e yönelik tutumlarının erkeklerden daha olumlu olduğunu; özel okullardaki öğrencilerin BİT'e ilgisinin devlet okullarındakilerden daha fazla olduğunu; BİT'i okul dışında boş zaman etkinlikleri için kullanan öğrencilerin ilgisinin daha yüksek olduğunu ve başarısızlık korkusu daha yüksek olan öğrencilerin BİT'e daha fazla ilgi duyduğunu göstermektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
Öğrencilerin bilgi ve iletişim teknolojilerine (BİT) yönelik tutumlarını neyin belirlediği ve BİT kaynaklarını sağlamanın tek başına başarıyı artırıp artırmadığı.
Temel bulgusu nedir?
47 ülke/ekonomiden 129.724 öğrencinin PISA 2018 verileri; kızların, özel okul öğrencilerinin, BİT'i okul dışında boş zamanlarında kullananların ve başarısızlık korkusu yüksek öğrencilerin BİT'e daha olumlu tutum sergilediğini göstermektedir.
Politika açısından neden önemli?
BİT yatırımlarının donanım ve bağlantı sağlamakla sınırlı kalmaması, öğrencilerin tutumlarını ve kullanım biçimlerini gözeten bütüncül entegrasyon politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini gösterir.
DOI BibTeX RIS
BİT’e erişimin, öğrenci geçmişinin ve okul/ev ortamının Türkiye’deki öğrencilerin akademik başarısı üzerindeki etkisi: uluslararası karşılaştırmalı bir analiz
The impact of access to ICT, student background and school/home environment on academic success of students in Turkey: An international comparative analysis
Erdogdu, Erkan [with F.Erdogdu] (2015). Computers & Education, 82(2), 26-49
Özet / Abstract

Bu makale, BİT'e erişimin, öğrenci geçmişinin ve okul/ev ortamının öğrencilerin akademik performansı üzerindeki etkisini araştırmak için OECD'nin özgün PISA 2012 veri setini kullanmaktadır. Türkiye'deki 15 yaşındaki 4848 öğrenciye ait yatay kesit verilerle sıralı logit modelleri geliştirilmiş ve analiz edilmiştir. Sonuçlar şunu göstermektedir: (i) evde veya okulda internet bağlantısının bulunması ve öğrencinin evde kendine ait bir odasının olması akademik başarıyı olumlu etkilemektedir; (ii) okullardaki internet bağlantısı okulla ilgili etkinlikler için kullanılmıyor olabilir ve bu nedenle öğrencinin dikkatini okul çalışmalarından uzaklaştırmaktadır; (iii) öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ya da okul büyüklüğü arttıkça öğrencilerin akademik başarısı düşmektedir; (iv) okul öncesi eğitim ve öğrencinin ana dilinde eğitim görmesi akademik başarıya katkı sağlamaktadır; (v) ebeveynlerin eğitim düzeyi ile öğrencinin okuldaki performansı arasında pozitif bir ilişki vardır. Makale ayrıca 22.273 öğrenciye ait ek verileri kullanarak Türkiye'nin sonuçlarını Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'ınkilerle karşılaştıran uluslararası bir analiz sunmaktadır. Son olarak Türk eğitim sistemine ilişkin mikro düzeyde (öğrenci, okul veya veli düzeyinde) veri toplanmasına yönelik acil ihtiyacın altı çizilmektedir.

Hangi sorunu inceliyor?
BİT'e erişimin, öğrenci geçmişinin ve okul/ev ortamının Türkiye'deki öğrencilerin akademik başarısını nasıl etkilediği.
Temel bulgusu nedir?
İnternet bağlantısı, öğrencinin kendine ait odası, okul öncesi eğitim, ana dilde eğitim ve ebeveynlerin eğitim düzeyi başarıyla olumlu ilişkilidir; öğretmen başına öğrenci sayısı ve okul büyüklüğü arttıkça başarı düşmekte, okuldaki internet bağlantısı ise okul dışı amaçlarla kullanıldığında dikkati dağıtabilmektedir.
Politika açısından neden önemli?
Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasının, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasının ve okullardaki BİT kullanımının eğitsel amaçlara yönlendirilmesinin önemini gösterir; Türk eğitim sistemi için mikro düzeyde veri toplanmasının acil olduğunu vurgular.
DOI BibTeX RIS

Diğer Akademik Çalışmalar

Elektrik Piyasası Reformları Üzerine Makaleler: Ülkeler Arası Uygulamalı Bir Yaklaşım
Essays on Electricity Market Reforms: A Cross-Country Applied Approach
Erdogdu, Erkan (2013). Ph.D. Thesis, July 2013, Cambridge Judge Business School, University of Cambridge, Cambridge, UK
Doktora Tezi
Ayrıntılar
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de doğal gaz sektörünün düzenlenmesi
The Regulation of Natural Gas Industry in Turkey
Erdogdu, Erkan (2011). In T.Cetin & F.Oguz (Eds.), The Political Economy of Regulation in Turkey. Springer, New York, USA, pp.145-176
Kitap Bölümü
Özet / Abstract

Bir yanda Asya ve Orta Doğu'nun doğal gaz zengini ülkeleri, diğer yanda doğal gaz talebi hızla artan Avrupa ülkeleri arasında yer alan Türkiye, doğal gaz arz ve talebinin kesiştiği bir coğrafyada bulunmaktadır. Son on yılda yıllık ortalama %10,4'lük talep artışı ve 2009'da 32 milyar m³'ü aşan tüketimiyle (1999'da yalnızca 12,5 milyar m³ idi) Türkiye, giderek kendi başına önemli bir gaz piyasası hâline gelmektedir. Bu eğilim, Türkiye'nin doğal gaz tüketiminin önümüzdeki yıllarda kayda değer biçimde artmaya devam edeceğinin öngörülmesiyle daha da güçlenmektedir. Türkiye gaz piyasasını rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ve Avrupa Birliği (AB) çizgisinde gelişmesini sağlamak amacıyla 2001 yılında özelleştirme, serbestleştirme ve gaz sektörünün köklü biçimde yeniden yapılandırılmasını içeren bir reform süreci başlatılmıştır. Bu bölüm reform sürecine odaklanmaktadır. Bölüm önce 1980'lerden bu yana Türkiye gaz piyasasındaki gelişmelerin kısa bir özetini sunmakta, ardından reform süreci sonucunda oluşturulan düzenleyici çerçeveyi değerlendirmektedir. Sonraki alt bölümler, Türkiye gaz piyasasındaki iki önemli konuya, gaz devir (kontrat devri) programına ve gaz dağıtım piyasasındaki ihalelere ayrılmıştır. Bir diğer alt bölüm, Türkiye'deki reformlar ile AB normları arasındaki uyum konusunu ele almaktadır. Son bölümde bazı düzenleyici konulara değinilmekte; hem iyileştirme hem de Türkiye doğal gaz piyasasındaki beklenti-kapasite açığı olarak adlandırılan boşluğun doldurulması için politika önerileri sunulmaktadır. Bölüm, görece iyi bir yasal çerçeveye ve uygulamadaki bazı cesaret verici gelişmelere karşın Türkiye'deki reformların ideal olmaktan uzak olduğu ve tam anlamıyla liberal bir doğal gaz piyasası kurmak için Türkiye'nin önünde hâlâ önemli bir yol bulunduğu sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
2001'de başlatılan doğal gaz reformlarının Türkiye'de rekabetçi ve AB normlarıyla uyumlu bir gaz piyasası oluşturmada ne kadar başarılı olduğu; kontrat devri programı ve dağıtım ihalelerinin bu süreçteki yeri.
Temel bulgusu nedir?
Görece iyi bir yasal çerçeveye ve uygulamadaki bazı cesaret verici gelişmelere karşın reformlar ideal olmaktan uzaktır; beklentiler ile kapasite arasında bir açık bulunmaktadır ve tam anlamıyla liberal bir piyasa için daha çok iş yapılması gerekmektedir.
Politika açısından neden önemli?
Düzenleyici çerçevenin iyileştirilmesine ve beklenti-kapasite açığının kapatılmasına yönelik politika önerileriyle tam anlamıyla liberal bir doğal gaz piyasasına giden yolu gösterir.
DOI BibTeX RIS
Türkiye’de enerji piyasası reformları: ekonomik bir analiz
Energy Market Reforms in Turkey: An economic analysis
Erdogdu, Erkan (2005). M.Sc. Dissertation, September 2005, Department of Economics, University of Surrey, Guildford, GU2 7XH, Surrey, UK
Yüksek Lisans Tezi
Ayrıntılar
Bağlantı BibTeX RIS
Türkiye ve Avrupa: bölünmemiş fakat birleşmemiş
Turkey and Europe: Undivided but not united
Erdogdu, Erkan (2002). Middle East Review of International Affairs, 6(2), 40-51
Özet / Abstract

Bu makale, AB'nin Türkiye'ye yönelik mevcut politikalarını şekillendiren gelişmeleri anlamak amacıyla 19. yüzyıldan günümüze Türkiye-Avrupa ilişkilerini ele almaktadır. Makale ayrıca Türkiye-AB Gümrük Birliği Kararı'na özel bir önem vermektedir. Genel bir değerlendirmenin ardından yazar, Türkiye'nin AB ile gelecekteki ilişkilerine yönelik bazı önerilerde bulunmaktadır. Makale, Türkiye'nin AB'ye katılma yönündeki güçlü isteğine karşın ekonomik, siyasi ve özellikle kültürel nedenlerle Türkiye'nin Avrupa'da AB üyeliğini bekleyebilecek son ülke olabileceği sonucuna varmaktadır.

Hangi sorunu inceliyor?
19. yüzyıldan günümüze Türkiye-Avrupa ilişkilerinin, AB'nin Türkiye'ye yönelik politikalarını nasıl şekillendirdiği.
Temel bulgusu nedir?
Türkiye'nin güçlü üyelik isteğine karşın ekonomik, siyasi ve özellikle kültürel nedenlerle Türkiye, Avrupa'da AB üyeliğini bekleyebilecek son ülke olabilir.
Politika açısından neden önemli?
Gümrük Birliği deneyimini de değerlendirerek Türkiye'nin AB ile gelecekteki ilişkilerine yönelik gerçekçi bir yaklaşım için öneriler sunar.
Bağlantı BibTeX RIS

İletişim

Mesaj formu ve iletişim bilgileri.

* ile işaretli alanlar zorunludur. Bu formla gönderdiğiniz mesaj yalnızca e-posta ile iletilir; site istatistik/analiz sistemine kaydedilmez veya aktarılmaz.